
BAL TUTAN PARMAĞINI YALAR MI?
07 Haziran 2021 11:00:59
Bal tutan parmağını yalar ata sözünü evirip çevirmişler, hırsızlığa, haksızlığa , fırsatçılığa ve çıkarcılığa uydurmuşlar. Ülke insanımızın zekasına hayran olmamak elde değil, kendi çıkarlarına uygun olan her şeyi düşünüp uygun bir yorum yapmakta üzerimize yok diye düşünüyorum.
Ülkede kendi işyeri hariç bir yerde bir yetki alan ve kendisine güvenen ve emanet edilen bir görevi kendi çıkarları doğrultusunda kullanan özellikle devletin yani hepimizin emeği, vergisi ve parasıyla işleyen kurumlarda kendi çıkarları doğrultusunda hareket edip İslami, ahlaki ve hukuka göre davranış göstermeyen özellikle bürokrat, yetkili ve memurların iki cihanda iki yakasının bir araya gelmeyeceğini yüce kitabımızdan okuyup öğrendik ve büyüklerimiz ile hocalar sürekli bizlere devlet malından bir dirhem aşıranın iki cihanda bunun hesabını vereceğimiz ve çoluk çocuğumuzdan çıkacağını öğrendiğimiz halde sanki ölmeyeceğiz, hesap vermeyeceğiz gibi hareket ederek sınır tanımadan yapabildiği kadar kendi lehine ve haksız kazançla gelir ve itibar elde edenler varsa onlara da lanet okumadan geçmeyeceğim.
Bakıyorum ki en basiti bir apartmanın, sitenin ve kooperatifin yönetimine seçilmiş kişi veya kişiler sanki oraların sahibi ve hakimiymiş gibi ve kendisine oy ve yönetme görevi vermiş olanları oranın kiracısıymış gibi kendi isteği doğrultusunda hesap vermekten ve kendi çıkarları doğrultusunda harcamaları yapmaya çekinmez hale geldiğini yaşayarak görüyoruz.
Bu konuları anlatıyorum neden bir iki gün içerisinde gerçekleşen başıma gelmiş olaylar var ve bu konuya değinmek istedim.
Ben bir sitede denetim görevi almış ancak henüz denetim görevini ifa edememiş bir site maliki olarak denetleme görevini istediğimde fatura ve diğer belgelerin benden nasıl kaçırıldığını ve benim denetim yapmamam için kumpas kurulduğunu görmüş ve hayretler içine düşerek site yönetimini sulh hukuk mahkemesine kayyım atanması için dava etmiş biriyim.
Şimdi bu gelişmelerden dolayı bakıyorum ülke geneli de aynı durumda kokuşmuş ve ahlaki olarak çökmüş bir toplumumuz var. Bu acı ancak gerçek bu böyle ne kadar daha devam edecek bilmiyorum ama buna birilerinin dur demesi lazım.
Ofisimin bulunduğu apartmanda ofisim ve diğer dükkanların ısıtma tesisatı yok ve kömür ve kalorifer hizmeti almıyoruz, apartmanın diğer tüm ortak kullanımlarına dahil değiliz aidat alınmıyor ve vermiyoruz. Dolayısıyla genel kurula davet edilmiyor ve oy kullanmıyoruz. Bu bizi ilgilendiren konular haricinde kısmen doğru, ancak yönetim apartmanda kalorifer ve kazan dairesinde ısıtma hizmeti için bir kaloriferciyi sigorta yaptırmadan çalıştırmış olduğunu ve kalorifercinin apartmanı mahkemeye verdiğini bize gelen icra ihtarnamesiyle öğrendik. Apartman yöneticisine ve avukatlara biz bu hizmetlerden faydalanmıyoruz ve genel kurula da davet edilmiyoruz, biz bu olayın dışındayız dememize karşın bize kesilen cezayı ödemekle yükümlü kılındığımız gibi apartman yöneticisiyle konuşup görüştüğümüzde apartman maliklerinin sizin borcunuzu ödemeye yanaşmadıkları tarafımıza söyleniyor. Bizim borcumuz olan nedir, kömürden, kaloriferden ve kalorifercinin hizmetinden yararlanmadığımız halde bizim borcumuz nasıl oluyor. Şimdi kapıcı olan kişinin de sigortalı çalışmadığını da öğrendik yarın bize hizmet vermeyen kapıcı sizi dava ettiğinde bize gene aynı ceza çıkacak bundan da sorumlu muyuz dediğimizde bana cevap veremeyen yönetici sadece bizi dava edemez diyor. Neye dayandırıyor bilmiyorum ama bu ülkede işler aynen böyle kanuna ve nizama uymadan gidiyor. İki site ikisi de aynı mantık ve felsefeyle hareket ediyor.
Bu canlı yaşadığım örneği vererek sizleri daha net bir şekilde bilgilendirmeye çalıştım. Ülkede yetkiyi alan özel ve kamu hiç fark etmiyor kendi çıkarları ve menfaati doğrultusunda kanun, ahlak ve kural tanımadan hareket etme cesaretini nasıl alıyor. Birincisi hakkını aramayan bir toplum var, ben mi düzelteceğim, Allah’ından bulsun, bal tutan parmağını yalar, ve benim memurum işini bilir gibi tekerleme laflarla bir yere de başvuru yapmadan hayatını sürdürür ve bu mağduriyet ölene kadar da devam eder. Sarı öküz misali kahverengi, beyaz, siyah, alaca ve uzun kuyruk öküzler sırasıyla gider ve sonunda tek kalır nihayetinde mücadele edecek bir öküz bile elinde olmaz yenilgiyi ve mağduriyeti istemese de kabullenmek zorunda kalır.
Bundan çıkaracağımız sonuç şudur; toplumuzun ahlakı, saygısı, değerleri ve inançları bozulduğunda hak yemeye, hak gasp etmeye, menfaatçi olmaya ve çalmayı alışkanlık haline ve normal bir olaymış gibi bakar ve çok acıdır ki inanın şuan ki toplum bu hale gelmiştir.
Bu bozulmuş olan ahlaki erozyonu önlemek inanın çok zor ancak, mücadele azmi ve kuvveti kendinde gören, haksızlığa tahammül edemeyen, uğraş vermekten kaçınmayan ve topluma önderlik yapabilen dürüst ve doğru kişilerin bu konuda özverisini bekliyoruz. Ahlaki erozyon ülkemizi her konuda geriye itmiş ve kalkınmamızı da engellemiştir.
Saygı, ahlak, hoş görü ve adaletten yoksun toplumlar gerilemeye ve kendi kendinin sonunu getirmeye mahkûmdur.
Öncelikle insanlara örnek olan liderlerin bu konuya önderlik edeceği yerde, kötü örnek olmaları başta şahsım olmak üzere ve toplumu kötümser düşünceye itmekte ve ülkenin gidişatından olumlu bir beklentileri de bitme durumuna gelmiştir. En önemli durumda budur neden diyeceksiniz, saygı, hoş görü, adalet, ahlak, hukuk, ve yöneticilere olan güvensizlik insanların pozitif enerjilerini kırmakta, girişimciliği ve kendini geliştirmeyi engellemektedir.
İnşallah bu durum düzelir ve güzel günler bizler ve ülkemiz tekrar elde ederiz.
Kalın sağlıcakla hayırlı haftalar diliyorum.










