
akbasburhan@hotmail.com
EREĞLİ’Lİ KIBRIS BARIŞ HAREKATI GAZİLERİMİZİN ANILARI (1)
18 Haziran 2017 09:17:49
TARİHİN SÜZGECİ
EREĞLİ’Lİ KIBRIS BARIŞ HAREKATI GAZİLERİMİZİN ANILARI(1)
Derleyen ve hikayeleştiren:Burhan AKBAŞ
Kıbrıs Barış Harekatı’nın ve aziz şehid ve gazilerin hatıralarının 43. yılını anacağımız şu günlerde daha önce kendileriyle yüzyüze görüşerek kayıt altına aldığım ve hikayeleştirdiğimim Ereğli’li gazilerimizin Kıbrıs anılarını tüm şehid ve gazilerimizin aziz hatırası önünde saygıyla eğilerek sizlerle paylaşmak istedim.
MEHMET KAPTAN’DAN DERLENMİŞ ANI
(1953 ZONGULDAK-Halen Karadeniz Ereğlisi’nde Yaşamaktadır)
1973 yılında Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulunda acemi birliğine katıldım. Burada aldığım üç buçuk aylık eğitim sonrasında Kayseri Hava İndirme Tugayı I. Tabur I. Bölükte Hava Manga Komutanı ve onbaşı olarak vatan görevime devam ettim.
Yaz ayı ortalarından itibaren Tugayda bir takım hareketlenmelerin olduğunu, bir dizi toplantıların yapıldığını, olağandışı bazı şeylerin olduğunu görüyor ve hissediyordum.
15 ya da 16 Temmuz 1974 tarihinde birliğimize çok sayıda askeri araç geldi. 19 Temmuzda öğle yemeğini birliğimize yedikten sonra araçlara binmemiz emredildi ve ardından Kayseri Erkelet Havaalanı’na intikal ettik. Burada Kayseri halkı müthiş bir heyecan ve coşku gösterileriyle bizleri karşıladı. Havanın kararmasıyla eğitim düzenini almamız istendi. Askerden oluşan sel bir anda dalgalandı ve duruldu.Tüm alan bir anda sağır bir sessizliğe büründü. Kayseri valisi başta olmak üzere müftü ve şehrin önde gelen diğer isimleri duygu yüklü konuşmalar yaptılar. Ben belki o an oradaydım, birileri bizlere bir şeyler söylüyorlar, cesaret veriyordu. Benim aklım ailemde, nereye gideceğimi bile söyleyemediğim, bir helallik bile alamadığım anamdaydı. Elleri nasırlı, yüreği şefkat dolu babamdaydı. Bir daha görüşebilecek miydim, sarılıp hasret giderebilecek miydim? Ya anamın yemekleri…Karadeniz neredeydi şimdi? Yeşiliyle mavisiyle…Ereğli neredeydi?
Bir ses patladı uzaktan:“Gazanız Mübarek olsun.”Daha yakından daha büyük bir yankısı geldi bu temenniye:“Sağol!”
Evet, artık Erkelet’teydim, alandaydım, askerdim. Diğer tüm askerlerden biriydim ve ilkokul kitaplarımın son sayfalarında Türkiye haritalarının altında yer aldığını hatırladığım, başkaca da pek bir şeyini bilmediğim Kıbrıs’a gidecektim. Geceyi açık alanda oracıkta geçirdik. Herkes susuyor, hayallerimiz sessiz sessiz birbiriyle yarışıyor, bazen biri bazen diğeri öne çıkıyordu. Bazen dudaklarda istemsiz bir tebessüm oluyor bazen gözlerde akamayan bir yaş.
Sağımda solumda üçer beşer kümelenmiş, çömelmiş başlar kederli ve yerde. Hepsi de köyünden kasabasından kopup gelmiş Anadolu gibi mert, yanık vatan evlatları. Kimse konuşmuyor düzenli aralıklarla asker sigarasından çekilen her derin nefesin ardından karanlığın çöktüğü alan sanki ateşböcekleri gibi bir yanıp bir sönüyordu. Yüreklerimiz gibi.
Daha şafak sökmemişti. Bizler yer ve hava eğitimlerimizi tamamlamış usta asker ve paraşütçülerdik. O dönem birliğe daha yeni katılmış olan 54/1 tertipler paraşüt yer eğitimlerini tamamlamışlardı ancak henüz hava eğitimi almamış, yani daha hiç atlayış yapmamışlardı. Onların pek çoğu paraşüt kuşanmayı bile bilmiyorlardı. Bölük Komutanımızın emriyle onların paraşüt kuşanmalarına bizler yardımcı olduk. Üzerimizde tam teçhizatlı olarak 13 kilo 150 gram ağırlık taşıyorduk, daha önce on bir atlayış yapmıştım. Uçakbaşı emrinin gelmesiyle uçaklara bindik. Artık hareket zamanı gelmişti, sonrasında sadece motorların gürültüsü ve kalkış.
Kısa bir süre sonra bizlerden isteneni yapacaktık, düşünmeyecektik, atlayacaktık, ölecektik belki öldürecektik. Korkuyor muydum? Hangimiz korkmamıştık ki. Uçak Anadolu’dan ayrılmıştı. Radara yakalanmamak için alçak uçuş yaptığımızdan Akdeniz’in dalgalarını görebiliyordum. Gözlerim yerde sabitlenmiş beklerken bir anda uçağın kapakları açıldı. Gözüm saatime gittiğinde saatin 07:10 olduğunu anladım. Ama bir gariplik vardı.Uçak çok alçaktan uçuyordu. Bizler eğitim atlayışlarımızı 1500 metreden yapardık, oysa şimdi yere uzaklığımız 250-300 metre ya vardı ya yoktu. Bir anda uçağı dolduran 80-90 asker uçaktan atlamaya başladık.Uçaktan çıkmamla beraber paraşütümün açılıp beni sert bir şekilde tarttığını hissetim ve iniş hazırlıklarını yapmaya başlarken bir anda kendimi yerde bulmuştum. Evet, artık ilkokul kitaplarındaki haritadan gördüğüm yerdeydim: Kıbrıs
Atlayış sırasında uçağın hızı ve hava koşulları nedeniyle paraşütçüler çok geniş bir alana dağılmıştı. Çevremde kimseyi göremiyordum. Paraşütümü çıkartıp silah tertibatımı hazırlarken üç arkadaşımı daha gördüm. Bir araya toplandık. Bulunduğumuz tepenin aşağısında camisi bulunan bir köy görünüyordu.(Lefkoşa Gönyeli civarında bir köy)Beraber bu köye doğru ilerleme kararı aldık.Köye doğru ilerlerken paraşütü bacağındaki konteynere dolaşarak düşüp şehit olmuş bir arkadaşımı gördüm. Koşarak yanına gittik. Birlikte zaman zaman gördüğüm Erzincanlı Necmettin İnan isimli arkadaşımızdı. Paraşütünden kurtardık, ancak yapacak başka da birşey yoktu ve bir an önce diğer arkadaşlarımızla toplanmalıydık. Patika yolda ilerlerken Kıbrıslı mücahitler bizi farkedip hızla yanımıza geldiler. Geride bıraktığımız şehidi bildirdik, ardından mücahitler şehidi almak için hızla oraya hareketlendiler. Zaman zaman taciz atışları ve havan saldırıları altında bölüğü toplayabildik.
DEVAM EDECEK












